Yıldırım: Arkadaşlarımızı öldürüp denize attılar

İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, gemilere düzenlenen saldırı sırasında İsrailli askerlerin silahlarını aldıklarını, ancak kullanmadan denize attıklarını söyledi. "Arkadaşlarımızdan biri teslim olduktan sonra vurulmuştur" diyen Yıldırım, "Bazı arkadaşlarımızı öldürüp denize attılar. İsrail askerini teslim etmeye giden doktoru kurşunladılar. Maksatlı olarak helikopterden üstümüze su döktüler" dedi.

Bülent Yıldırım, Atatürk Havalimanı`nda basın açıklaması yaparak, yaşadıklarını anlattı. 9 gemiyle yola çıktıklarını, gemilerden bir kaçına yolda sabotaj yapıldığını belirten Yıldırım, "Gemiler gelemez oldu. Birkaç gün denizde bekledik. Sonra var olan gemilerle hareket ettik. Biz de İsrail`in bize böyle bir silahlı müdahale edeceğini hissedemedik, anlayamadık" diye konuştu.

İsrail basının bile canlı yayın yaptığını anlatan Yıldırım, gemide 1 yaşında çocuk, kadınlar ve yaşlılar olduğunu söyledi. İsrail`in karasularına hiç girmediklerini vurgulayan Yıldırım, "Hatta dünya tarihinde ilk defa olmuştur ucu açık bir tatbikat ilan etti. 68 mil dedi. Biz radarlarda baktığımızda bunun sanal bir tatbikat olduğunu gördük. 80 milde gittik. Uluslararası sularda gittik ama İsrail bunu anlamadı. Bizim gidiş güzergahımız Mısır`dır. Mısır`dan Gazze`ye gidecektik. Birden bire etrafımızda zodyak botlar çoğaldı. İnsansız uçaklar, helikopterler, 5 tane savaş gemisi, denizaltı. Biz yine yayın yaptık. Açık sahada saldırmazlar en azından böyle bir kafasızlık yapmazlar dedik. Sabah ezanı okunurken namaza durduk. Baktık ki havadan, denizaltıdan, botlarla her türlü araç kullanılarak bize saldırılıyor" dedi.

Bülent Yıldırım, saldırıyı ilk olarak gösteri sandıklarını söyledi. Birden bire İsrailli askerlerin gemiye indirme yaptığını ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti;

"Arkadaşlarımız sadece sivil direniş gösterdi. Bütün basın oradaydı. Önce kol kola girin bunları içeri almayın dedik. Ben yiğit adamım. Verdiğim sözde dururum. Onlara sorgu sırasında dedim ki siz krizi yanlış yönetiyorsunuz. 3 gün boyunca bütün birimler sorguladılar. Bana `sen demirlerle, baltalarla bize saldırılmadığını mı düşünüyorsun` dediler. Demirlerle saldırıldı, niye meşru müdafaa. Ben bunu açıklayacağım dedim. Bizim arkadaşlarımız helikoptere, uçağa, İsrail`in en yetişmiş komandolarına, timlerine karşı. Güya 35. dakikada gerçek mermi kullanma izni almışlar. Peki siz hemen ses bombası, gaz bombası attınız. Attığınız bombalardan parçalar çıktı. İlk kullandığı mermilerden iki tanesi plastik mermisi, bir tanesi de ince çiviye benzer mermiler. Bizim Cevdet kardeşimiz şehit olmuştur. Cevdet kardeşimiz basın mensubudur. İsrailliler ateş ederken sadece fotoğraf çekiyordu. Bir metreden vurdular, beyni parçalandı. Baktık her yerden şehit haberi geliyor. Atılan mermileri gördük ki sahici mermi. Plastik mermilerde öldürüyor, bir metreden atıyorlar. İlk etapta arkadaşlarımız gelenlerden 10 tanesini etkisiz hale getirdi. Araya girdik. Normalde meşru müdafaa."

İsrailli askerlerin silahlarını almayı başardıklarını, buna rağmen `şehit olacağız ama görüntülere silah kullanırken düşmeyeceğiz` diyerek şahadeti kabul ettiklerini belirten Yıldırım, İsrail askerlerinin silahlarını denize attıklarını ifade etti. Yıldırım, İsrail ordusunun dünyadaki güçlü imajının kaybolduğunu, 3-5 gönüllünün bile askerleri püskürtebildiğini söyledi.

"Arkadaşlarımızdan biri teslim olduktan sonra vurulmuştur" ifadelerini kullanan Yıldırım, yardım gönüllüleri arasında yer alan Endonezyalı bir doktorun İsrail askerlerine su verdiğini söyledi. Endonezyalı doktorun İsrailli askeri teslim ederken diğer askerler tarafından vurulduğunu dile getiren Yıldırım, "Vücuduna 5 tane kurşun isabet etti. Beyaz bayrak olsun diye gömleğimi çıkardım salladım. Beyaz bayrağı görünce dururlar dedik, insanları öldürdüler. Tuvaletin birinde 2 ceset vardı. Kime ait olduğu belli değil, onlar ortada yok" dedi.

Yıldırım, kendilerindeki ölü listesinin daha fazla olduğunu belirterek, şöyle devam etti;

"Bizdeki liste daha kabarık. Kayıplar var. 38 tane yaralıyı doktor arkadaşlarımız elleriyle teslim etti, dönüşte 21 yaralı var dediler. Biz bu kadar duyulmuş olayı gizleyemeyiz dediler. Şehitler ve yaralıların sayısının artmasını bizde istemeyiz. 3 sistem kurmuştuk, onlar bir sistemimizi çökerttiler.Hukukun dışına hiç çıkmadık. Fedakarlık yaptık. İnanmadığımız hukuka bile uyduk. Bizi takip eden bazı ülkelerin savaş gemileri vardı yardım etmediler. Hakkımız vardı, onlardan aldığımız silahları kullanmaya ve onları bile yapmadık. Onlar elimize geçtiğinde tedavileriniz yaptılar. Bazı arkadaşlarımızı öldürüp denize attılar. İsrail askerini teslim etmeye giden doktoru kurşunladılar. Teslim olduk, ellerimizi kaldırdık. Kadınlar olmasa teslim olmazdık. Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Ateist hiçbir geri adım atmadı. 1 yaşındaki çocuğun annesini esir aldılar. Anne ve babasını esir aldılar, çocuğa bakamayınca geri verdiler. Başından vurulmuş, beyni parçalanmış arkadaşlarımız vardı. İki tane çok ağır yaralımızı bırakmak zorunda kaldık. Ama bizim teslim ettiğimiz daha fazla. Belki hafiftiler bize dahil oldular. Ne iftira atacağım, ne gerçekleri saklayacağım."

Yıldırım, İsrail askerlerinin bütün kapıları tuttuklarını, kendilerine silah doğrulatarak, "ayağı kalkanı vuracağız" tehdidinde bulunduklarını söyledi. "Lazeri tutup, sonra vuruyorlardı" diyen Yıldırım, "İngiliz vatandaşı bir kızımız bir yazı yazdı onlara götürdü. Neredeyse vuracaklardı. İnsanlar tuvalet ihtiyacına gidemedi. Hep hakaret ettiler. Ellerinde silah vardı. Geminin ikinci katına aldılar, yerler ıslak, ellerimizi arkadan bağladılar. Bir kısmının önden bağlandı. 5 saate yakın işkence yaptılar.

Maksatlı olarak helikopteri üstümüze getirip, döndürdüler. Helikopter denizden aldığı suyu üstümüze attı. Buz işkencesini gördük" diye konuştu.

Yaralıların aynı anda götürülmek yerine teker teker helikoptere bindirildiklerini söyleyen Yıldırım, "Bir yaralının, vida gibi bir şeyle uyuşturmadan bacağını açtılar. Biz size teslim olduk. Bunların hepsi ortaya çıkacak. Saatlerce bizi bekletiyorlar. Gönlümüzü almaya başladılar. Çünkü Türkiye ve dünya ayağa kalktı. Türk ve dünya halklarına teşekkür ediyorum. Yahudiler Gazze`de olsa ve Müslümanlar zulmü yapsa aynı yardımla yola çıkarım. Bunlar kendilerine zarar verdiler sonra gönlümüzü almaya çalıştılar.

Yemeklerimizi veriyorlar. Gece yarısı kapımızı çalışıyorlar, falan kişi gel diyorlar, sonra saatlerce o kişi ortada yok. Bu ambargo kalkacak. Biz şehit verdik diye bırakmıyoruz. Bu ambargo kalkana kadar devam edeceğiz. İnsanlığın kazandığını hep beraber göreceğiz. Ya bu ambargoyu siz kaldırırısınız, ya da sivil toplum örgütleri olarak vaktini bizim tayin edeceğimiz daha büyük filolar ve araba konvoylarıyla Mısır`dan gidecek şekilde dünyayı ayağa kaldırırız. Ya bu insanları kurtarırsınız ya da biz de sizde bedel ödeyeceğiz. Bütün dünyadaki vicdan sahipleri birleşmiştir. Biz hiçbir şeyden korkmuyoruz" dedi(İHA)

İLGİNİZİ ÇEKECEBİLİR