35 yıllık un kurabiyeleri efsane oldu

35 yıl önce yapılan ve bu güne kadar hiç bozulmadan kalan un kurabiyelerine sahip çıkmak isteyen kafe işletmecisi Taner Acar, kurabiyelerin bir hikayesi olduğunu belirterek; "O kurabiyeler Foça ile özdeşleşmiş durumda, bir gün binanın yeni sahipleri tahliye kararı verirse o kurabiyeleri alıp kendi dükkanımın önüne yaptıracağım özel bir bölmede hikayesini de yazarak saklayacağım" dedi. 

35 YILLIK UN KURABİYELERİNİN HİKAYESİ 

Bir kız bir erkek iki çocuk babası Salih Yurcu isimli mandıra işletmecisi, 35 sene önce Temmuz 1975 tarihinde her zamanki gibi un kurabiyelerini yapıp dükkanının vitrinine koydu. Ancak daha kurabiyeler satılmadan yaşlı adam ölüme yenik düştü. İşte o tarihten itibaren kimse o kurabiyeleri ellemedi ve o kurabiyeler hiç bozulmadan tam 35 senedir işletilmeyen dükkanın vitrinini süslemeye devam etti.  

GÖÇMEN BİR AİLE 

Yurcu`lar, 1920`li, yani savaşın olduğu yıllarda Limni`den Foça`ya göç eden bir aile. Anneyi hatırlayan yok. Birbirine çok bağlı 2 kardeş ve ablayı biliyor Foçalılar. Kızı ve oğluyla yaşayan Salih Yurcu o dönemde Foça`da bulunan iki mandıradan birinin sahibi ve geçimini yoğurt yaparak sağlıyor. Salih Yurcu`nun kızı Seher ev işlerinde, oğlu Hasan ise mandırada babasına yardım ederken, çevre köylerden süt alıp yoğurt yapan Salih Yurcu`nun bir diğer marifeti de un kurabiyeleri yapmaktı. 

Mandıraya gelen müşteriler süt ya da yoğurdun yanında yemek isterler diye un kurabiyeleri yapan 80`li yaşlardaki Yurcu, bir sabah un kurabiyesi yapıp vitrindeki dolabın içine sıralayarak müşteri beklemeye başladı. Ancak, daha un kurabiyeleri satılmadan yaşlı adam ölüme yenik düştü. İki kardeş babalarının yasını tutarken mandırayı kapattılar ve kurabiyeleri de kimseye satmadılar. İki kardeş, babalarının ölümünden sonra iki ay boyunca kapalı tuttukları dükkanı tekrar açtı.

Dükkanı açan Hasan Yurcu, babasının kurabiyelerine dokunmadı. "Vitrini temizle artık, at bu kurabiyeleri" diyenlere de; "Onları babam elledi. Ne atarım ne satarım. Öyle duracaklar" cevabını verdi. Hasan Yurcu, babasının ölümünün ardından mandırayı 8 ay daha sadece yoğurt yaparak işletti. Babalarının ölümünün neden olduğu travmayı atlatamayan iki kardeş, bir süre sonra tamamen inzivaya çekildi. İş yerleriyle aynı binada olan evlerine bile çıkmadan ve hiç dokunmadıkları un kurabiyelerinin bulunduğu baba mekanında yaşamaya başladılar. 

HİÇ BOZULMADILAR 

Yalnızca yiyecek almak için günde birkaç kez dışarı çıkan Hasan ve Seher Yurcu kardeşlerin ilginç yaşamı tam 31 yıl sürdü.

Foçalılar, 2006 yılında Hasan Yurcu`nun da ölmesiyle, kız kardeşinin bazı yakınlarının ısrarıyla Yeni Foça`daki bir pansiyona yerleştirildiğini anlattı. Ancak yine de hiç kimse un kurabiyelerine dokunmuyor ve dokundurtmuyor. Anlatılanlara göre Seher Yurcu arada bir arabayla baba ocağına gelip arabanın içinden vitrine ve iş yerine uzun uzun bakıp gidiyor. 1975 yılında yapılan un kurabiyeleri ne küflenmiş ne de dağılmışlar. Vitrindeki ilginç görüntüye bakanlara bu ilginç hikayeyi anlatan mandıranın yanındaki Kafe Deniz`in sahibi Taner Acar, şöyle konuştu: "Kurabiyeler Hasan Usta`dan bize miras kaldı. O kurabiyeler artık Foça ile özleşmiş durumda. Bir gün olurda binanın yeni sahipleri tarafından dükkan tahliye edilirse, kurabiyelerin çöpe atılmasına göz yumamam. Kurabiyeleri izole edilmiş, özel, korunaklı, cam bir dolabın içinde kendi dükkanım da muhafaza edip sergileyerek efsaneleşen bu hikayeyi ömrüm yettiğince yaşatmak istiyorum." 

BEN ÇOCUK İKEN O KURABİYELER ORADAYDI 

Foça`nın genç Belediye Başkanı Gökhan Demirağ da anlatılan hikayeyi doğrulayarak; "Ben çocuktum o kurabiyeler kullanılmayan dükkanın vitrinini süslerdi. O tarihten bu tarihe hiç bozulmadan o vitrinde kaldılar. Öğrendiğimiz kadarıyla bina geçen günlerde İzmir`de ikamet eden birine satılmış. Esnafımızdan da böyle bir talep var, biz de belediye olarak bu hatıraları canlı tutmak için elimizden geleni yapmaya hazırız" dedi.

İLGİNİZİ ÇEKECEBİLİR