Bugün, 16 Ocak 2021 Cumartesi

 Türksat  Uydusu  Frekans: 12685 - Symbol: 30000 - Polarizasyon: V (Dikey) - Fec: 2/3         TV Canlı İzle     


Ömer Çapan


ALLAH'TAN GAYRI NE ÇOK KORKUMUZ VARMIŞ...

"Ey İman edenler! Allah'tan korkun ve herkes yarın için ne göndermiş olduğununa baksın. Hem Allah'tan korkun, zira Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır." (Haşr : 18)


Dostlar, bugün hayatımıza bir göz atınca ne kadar çok yersiz korkularımızın olduğunu farkettim, siz de bakın ne olur? Hep şöyle bir düşünce beni sarardı eskiden: 'Neden rahat ve huzurlu değiliz?' diye düşünürdüm. Ancak korkularımızı tanıyınca bu yersiz korku ve tasalarla rahat ve huzurlu bir hayat yaşamanın imkansız olduğunu anlıyor insan...

Şimdi o yersiz bulduğum korkularımızı sıralayınca sanırım sizlerde bana hak vereceksiniz diye düşünüyorum. Korona' dan korkuyoruz, Kuraklıktan korkuyoruz, depremden korkuyoruz, evsiz kalmaktan, hırsızdan, arsızdan, dolandırıcılardan, kandırılmaktan, krizden, enflasyondan, fakirlikten, yaşlılıktan, hastalıktan, yediğimiz içtiğimizin sağlığımıza zararlarından, servetimizin, mevki ve makamımızı kaybetmekten, memurluk sınavını kazanamamaktan, üniversite sınavında iyi not alamamaktan, polisten, hız radarından, vergi denetmenlerinden, iflas etmekten vb gibi korkularımız böyle sıralanıp giderken bizim bu korkularla huzurlu ve güvenli bir hayat yaşayabilmemiz imkansız gibi. Ve bu korkuların oluşturduğu stres, kaygı, telaş, tasanın getirdiği zihinsel ve ruhsal travmalar sonucu günümüz insanı bir nebzede olsa rahatlamak için soluğu psikolog'ların kapısında alıyor... Daha önce aynı toplumda müşteri/hasta bulamamaktan yakınan psikiyatrist kardeşlerimiz, şimdilerde en çok ihtiyaç duyulan ve ancak kendilerinden günler sonrası için randevu alınabilen meslek grubuna girdiler çok şükür...

Peki ne oldu da bu hale geldik? Veya hayatımızda ne değişti de bunalım takılmaya başladık? Daha rahat ve huzurlu yaşayalım diye binbir çabayla elde ettiğimiz malımız, makamımız, ünvan ve teknolojimiz neden bizi rahata erdiremedi ve bizim korkularımızı çoğalttı...

Ben bu soruları tek cümle ile cevaplayabileceğimi düşünüyorum. Sanırım biz hakkıyla korkulmaya layık tek varlık olan alemlerin rabbi olan ALLAH 'tan korkmayınca, Allah cc' da bizi herşeyden korkar hale getirdi. Çünkü Cenabı Allah cc: "Sadece benden korkun" (Bakara:40) buyuruyor.

Korku, sevgi, cesaret, öfke, gibi duygular yaratılıştan bedenimize Allah tarafından yerleştirilmiş fıtri duygulardır. İşte yaratılış sebebimiz olan imtihanın sırrı, kimden korkup kimden korkmadığımızla, kimleri sevip kimleri sevmediğimizle, kime niçin öfekelendiğimizle ilgili. Bize fıtri olarak verilen duygularımızı kullanma şeklimiz imtihanımızın sonucunu belirleyecektir. Bizler ya hakkıyla Allah'tan korkacak, bu korku ve imanın gereği olarak gönülden teslimiyet içerisinde O'na boyun eğecek, haram kıldığı eylem ve fiillerden ateşten kaçarcasına kaçarak dünyada huzurlu ve güvenli bir ömürden sonra güzel bir son ve ahirette 'de başta Allah'ın rızası olmak üzere saadet yurdunda ebedi bir ikamet... Ya da Allah'tan korkmadan ama O'nun dışındaki herşeyden korkarak, emniyet ve güvenden uzak, yersiz korkularla dolu kabus bir hayat, sonra... Kötü bir hayat, kötü bir ölüm ve ebedi karanlık yurduna - cehennem- intikal...

Tam da burada nefislerimize şunu soralım; "Sence huzur ve emniyet nerede? Hangi yolu tercih etmeliyim? 'Allah bana yeter. O ne güzel Vekildir.' diyerek sadece bir ve tek olan Allah'tan korkarak güven ve istikarara mı talip olmalıyım, yoksa Allah izin vermediği müddetçe bana hiçbir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen, kendileri de yaratılış olan, huzurumu kaçırıp, inancıma zarar veren Allah'tan başkalarından korkmaya devam mı etmeliyim?'

Biliyorum içimizdeki düşman yığınla süslü mazeretler ileri sürerek ikinci yola çağıracaktır ancak siz, kalbinizin sesini dinleyin. "Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve (Allah'ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın." (İsra : 39)

Alıcıları ile oynanmış ve fıtratı bozulmamış kalp, sizi sahibine yani Allah'a ulaştıracaktır.

Selam ve duâ ile...