SAADET PARTİSİ ŞANLIURFA’DA "ADALET SOFRASI" KURDU: "BİRLİK OLMA VAKTİDİR"

SAADET PARTİSİ ŞANLIURFA’DA

Saadet Partisi Şanlıurfa İl Başkanlığı tarafından düzenlenen geleneksel “Adalet Sofraları” iftar programı, geniş bir katılımla gerçekleştirildi.

Saadet Partisi Genel Sekreteri Cafer Güneş’in onur konuğu olarak katıldığı programa, siyasi parti il başkanları, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş eşlik etti.

Siyasi Partilerden Geniş Katılım

İftar programına Saadet Partisi heyetinin yanı sıra; Demokrat Parti İl Başkanı Mustafa Polat, DEVA Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Muharrem Tiler ve Gelecek Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Hidayet Baysal katılarak birlik mesajı verdi. Programın açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Şanlıurfa İl Başkanı Halil Yiğit’in ardından söz alan diğer il başkanları da gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Cafer Güneş: "Ankara’da Bayramlaşamayanlar Türkiye’yi Kalkındıramaz"

Gecenin ana konuşmasını gerçekleştiren Saadet Partisi Genel Sekreteri Cafer Güneş, hem yerel hem de küresel meselelere değindiği çarpıcı bir konuşma yaptı. Güneş, konuşmasını şöyle sürdürdü

"Kıymetli genç kardeşlerim ve çok muhterem Urfalı kardeşlerim. Hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Toplantımızın, yemeğimizin hayırlı olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

Gerek Türkiye’mizde gerekse de dünyada gündem çok yoğun ve çok merakla beklenen olaylar yaşıyoruz. Bu olayların insanlığın, İslam’ın lehine olması için bu mübarek günlerde, bu sofralarda dua ederek Cenab-ı Allah'tan yardım talep ediyoruz. Yardım talep etmemiz Cenab-ı Allah'tan ama biz de birtakım gayretler sarf etmek zorundayız.

Bu gayretlerimizin başında bölgemizi Ramazan ayında, yani Müslümanların kutsal saydığı ayda savaş ilan ederek siyonizme hizmet eden, 10 bin kilometre yerden gelerek burada insanlara kan kusturan; siyasi olayları bahane edip ilk vurduğu yerde küçük yavruların, 160 tane kız çocuğunun eğitim gördüğü yeri vuran emperyalist bu zalimlere hem buradan bedduamızı hem de buradan birlik ve beraberliğimizi haykırarak kendimizce bir şeyler yapma gayretindeyiz.

Müslüman ülkelerin acilen birleşmesi, bir araya gelmesi lazım. Olayların da iyi okunması lazım. 1948 yılından evvel hiç olmayan İsrail'i Birleşmiş Milletler eliyle oraya sığıntı gibi getirip, sonra bölgenin daha sonra da dünyanın başına bela eden bu zalimleri Cenab-ı Allah kahretsin. (Amin sesleri) Arkasından orada bir çıbanbaşı oluşmuş, bu çıbanbaşı kendi kitabını, Allah'ın gönderdiği Tevrat'ı kendi eliyle değiştirip sonra onunla amel etmeye başlamış. Demiş ki; 'Nil'le Fırat arası benim kutsal topraklarım, Allah'ın bana vaat ettiği topraklar' demiş. Bunun için dünyayı kana bulayacak hale gelmiş. Kendine hizmet edecek ABD gibi bir zalimi de yanına almış ve o zalimle birlikte kardeş ülke olan, dost ülke olan İran'a uluslararası hukuku çiğneyerek saldırı yapmış.

Türkiye'deki idarecilere Şanlıurfa'dan sesleniyorum: Dilinizin ucuyla açıklama yapmayın! Açıklama yaparken 'İran'ın komşu ülkelere saldırması doğru değildir' demeyin! Çünkü Amerika'nın üsleri komşu dediğimiz ülkelerin topraklarında. Vurulan yerler komşu ülkeler değil, zalimlerin bulunduğu mekanlar vuruluyor. Bununla ilgili çıkın bir açıklama yapın ey Dışişleri Bakanı! Ortada idare ederiz diyemezsiniz, siz Türkiye Cumhuriyeti'siniz! Bu topraklarda bizim binlerce süren dostluklarımız, egemenliklerimiz olmuş. Bu şekildeki bir hareketle bu insanların, bu zalimliklerini hoş görür vaziyete gelmeyin.

Biz şimdi oruç açıyoruz, onlar ne yapıyorlar? Kadir Gecesi Irak'ı vurdular, Yemen'i vurdular, Sudan'ı vurdular. Suudi Arabistan korkudan seslenemedi. Türkiye bunlara karşı bir şey demesi gerekir. Bunu da üslubuna uygun bir şekilde demesi gerekir. Siyasi partiler olarak bizler burada bir açıklama yapmamız gerekir. Vakit çok dar olduğu için biz her zalimliklerde büyük mitingler yaparız. Bu sefer vakit yetiştiremiyoruz. İftar çadırı kurulmuş miting yapacağımız İstanbul'daki alanlara. İzin almak ayrı bir şey. Dün Hanım Kolları Komisyonumuz Ankara Balgat'taki Amerikan Büyükelçiliği önünde bildiri okudu. Milli Gençlik Vakfımız İstanbul'da çok büyük bir gösteri yaptı, Ankara'da başka gösteriler.

Genel Başkanımız Adalet Sofraları çerçevesinde gerek dünyadaki zulümlere gerekse de Türkiye'deki zulümlere 'Adalet olmazsa ahlak, maneviyat, yatırım, kalkınma, huzur, barış olmaz' mesajını her gün yüzlerce, binlerce kişiye vermekte. Burada bir yemek vesilesiyle, bir iftar vesilesiyle beraberiz. Gerek Türkiye'deki hukuksuzlukların ve yanlışlıkların gerekse de dünyadaki yanlışlıkların bir an önce sona ermesi, insanların insan haklarına riayet etmesi gerekir. Onun için bu işi tutacak biri lazım. Onun için biz 'Milli Görüş' dedik. Onun için 'Adil bir sistem, hakça bölüşüm' dedik. Onun için 'D8'ler kurulmalı' dedik. Onun için tıpkı atalarımızın yaptığı gibi; nerede zulüm varsa, ister Müslüman’a ister Müslüman olmayan birine yapılmış olan bir zulüm olsun, bir mektupla o zulmü önleyecek güçte olmamız lazım demişiz.

Ne yazık ki 10 yıl sağ-sol kavgası devam etmiş, 10 bin tane genç ölmüş. 50 yıl terör meselesi diye PKK meselesi devam etmiş. Ben geçen seçim Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayıydım. Sokaklarda, kahvelerin birçoğunda bizi konuşturmadılar 'Siz terörle berabersiniz' diye. Bizim üzerimize milleti kışkırtanlar bu sefer 'Terörle barışıyoruz' diye barış güvercini kesildiler. Ey siyasiler, aklınızı başınıza alın! Türkiye'nin nüfusu 100 milyon oldu. Yapılan bir yanlışlığın neticesi çok sonra pahalıya mal oluyor. Gelin oturalım, konuşalım. Birbirimize mahalledeki yaramaz insanlar gibi, ta atalarımızın yaramazlıklarını başa kalkmayalım. Nasıl yaparsak Türkiye iyi olur, nasıl yaparsak kalkınmayı sağlarız?

Biz 4,5 yıl iktidarda kalmışız, 225 tane fabrika temeli atmış, 75 tanesinin kurdelesini kesmişiz. Urfalılar; çocuklarınız yetişiyor, tarım ürünleri para etmiyor, üniversiteyi bitiren çocuklarımız bir yere giremiyor. Ne olacak bunların hali? Ya okur Almanya'ya gider çalışır. Bak Almanya okutan çocuğun masrafını vermiyor. Burada masrafı size çektiriyor; doktor olanı da mühendis olanı da alıp götürüyor diğer ülkelere. Gelin birlik olalım, beraberlik olalım, birbirimizi sevelim. Siyasi farklılıklarımız mutlaka olacak ama bu düşmanlığı gerektirmez. Birbirimizle konuşmayı becerememek... Ankara'da bayramlaşmayı beceremeyen insanların Türkiye'yi kalkındırması mümkün değil. Onun için Adalet Sofraları, onun için adil bir düzen, onun için hakça bir düzen, onun için kim zulme uğruyorsa onun yanında yer alacak kadar güçlü bir Türkiye'nin olması lazım.

Rabbim bu sofraları, bu iftarları, bu duaları, bu güzel temennilere vesile eder. Müslümanlar birlik olur, hiçbir yerde adaletsizlik yapılmayacak şekilde hükmünü sürdürecek olur. Rabbim o günlerde buluşmak, öyle kudretli günlere kavuşmak ve o günleri hep birlikte yaşamak dileğiyle, umuduyla..."

Program, yapılan duaların ardından katılımcıların karşılıklı sohbetleri ile sona erdi.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR