M. Ali KAPAKLI


Ben ne yazacaktım…


Bilgisayarın başına geçtim, günlük yazılarımdan birisini kafamda düşünüyorum…Birden çok gerilere,geçmişe gittim…Nedenini doğrusunu isterseniz bende bilmiyorum…l2 Eylül l980 öncesine gittim…İnsanlar nasılda birbirine kıyıyordu…Sağcı,solcu diye ayırmışlardı insanları…Türkiye’nin her tarafında olaylar,çatışmalar…Sen sağcısın,sen Solcusun diye adeta insanlarımızı kamplara bölmüşlerdi…


Şanlıurfa’da da tek tük olaylar oluyordu ama Şanlıurfalılar kesinlikle bu tür olaylara karışmıyordu…Dışarıdan gelen öğrenciler daha ziyade bu tür olayların içersinde yer alıyorlardı…Urfalılar her zaman olduğu gibi yine birlik ve beraberlik içersindeydi…Hiç birisi kamplara ayrılmamıştı…Sağcısı da solcusu da bir arada olabiliyor,aynı sıra gecelerinde bir araya gelebiliyor ve şehirde bir gerginliğin olmaması için herkes elinden geleni yapıyordu…


Sonuçta belki de Türkiye’de O dönemi en az hasarsız Şanlıurfa yaşamıştı…Neden?Nedeni çok basitti…Şanlıurfalı kendi şehrinde huzur istiyordu…Olay olsun istemiyordu…Kesinlikle kimse kimseye düşman veya hasım değildi…


12 Eylül yaşandı… Ardından seçimlere gidildi…Turgut Sunalp seçimlerde favori iken bir anda sandıklardan büyük bir farkla rahmetli Turgut Özal çıktı…Türkiye artık yeni bir döneme giriyordu…Ancak Özal’ın kurduğu Anavatan partisi büyük bir çoğunlukla meclisteki sandalyeleri alınca,Türkiye’de bir anda tek adam oldu…Şehirlerde artık onların Milletvekillerinin sözü geçerliydi…Onların İl Başkanları’nın dediği dedikti…


Rahmetli Özal yaptıkları ile gerçekten Türkiye’ye bir çağ atlatmıştı…Onun döneminde GAP projesine ağırlık verildi…Atatürk Barajı hizmete girdi,Urfa Tünelleri tamamlandı…Otobanları ,telekominasyonu hep onun döneminde gördük,yaşadık…Lüksü de bize yaşatan ve alıştıran odur…Otomobil olarak Türkiye’de sadece Renault,Ford ve Tofaş vardı…Otomobil almak isteyenler bu üç otomobilden birisini almak zorundaydı…Özal iktidarı döneminde Türkiye yabancı marka otomobillerle tanıştı…Bir anda Türkiye’nin çehresi ve imajı değişti…Cep telefonları ile O dönem tanışmıştık…Hiç unutamam bir gün Şanlıurfa Valisi ile Suriye’nin haseki iline gitmiştik…Suriyeliler çanak antenlerle Türkiye’yi izliyorlardı…Suriyeli birisi aynen şunları söyledi” Sizde petrol yok,önemli maden yatakları yok,nasıl böyle lüks yaşayabiliyorsunuz…Bu parayı Türkler nereden getiriyor”


Sonra Şanlıurfa’da bir Refah dönemi yaşadık… İbrahim Halil Çelik iki dönem Belediye Başkanlığı bir dönemde Milletvekilliği yaptı…İbrahim Halil Çelik’in iktidara meydan okuyuşunu belki çoğunuz unutmuşsunuzdur.”Davul bende Tokmak bende” diye…


O dönemlerde Şanlıurfa’da yine birlik beraberlik hakimdi…Zaten girilen seçimlerde Şanlıurfa yapısından dolayı  tek parti ile sanki seçime giriyor gibiydi…O dönem Şanlıurfa’da hangi parti güçlüyse zaten seçimleri de farklı bir şekilde kazanıyordu…


Sonra Ahmet Bahçivan dönemi yaşadık… O da bizi on yıl yönetti…Yine Refah sonra adı Saadet partisi oldu…Şanlıurfa’da en güçlü dönemini yaşıyordu…Ahmet Bahçivan’da iki dönem çok rahat bir şekilde elini kolunu sallayarak Belediye Başkanı oldu… Hatırlarsanız, karşısına kim çıkarsa rahatlıkla seçimleri kazanıyordu…O dönemlerde rahmetli Selçuk Polat Anavatan partisinden Başkan adayı olmuştu…Rahmetli başbakanlık Müsteşar yardımcılığı yapıyordu…Urfa’ya geldi elinde bir sürü projeler…Yerel televizyon stüdyolarında bu projeleri asmaya yer bile kalmıyordu…Ancak bir türlü olmuyordu…Kim şehirde güçlüyse ne proje dinliyordu nede yapılacakları…Bildiklerini okuyarak sandıktan istediği adayı çıkartıyordu…Ancak dikkat ediyordum yine Urfa birlik beraberlik içersinde,karar veriyor,kimse kimseyi ne kırıyor nede incitiyordu…


Şehrimizde yüzlerce okumuş, birikim sahibi,kültürlü halk tarafından sevilen insanlarımız var…Ancak ne hikmetse,gerçek yerli yani şehir merkezli bu insanlarımız politikadan,siyasetten hep uzak durdular…Siyasi Partilerin il yönetimlerine ilçe yönetimlerine girmediler…Partileri ele geçiren insanlarda haklı olarak Genel seçimler gelince hemen bulundukları partilerden aday olup,işi bitiriyorlardı…


Geçmişe bir göz atın… ANAP’ın iktidar olduğu ilk seçimde bile yerli diye tabir ettiğimiz insanlar var mıydı…Ondan önce Adalet partisinde kimler yer alıyordu…Yıllarca Genel seçimler yapıldı,seçim öncesi daha adaylar müracaat etmeden tüm partilerin sıralamalarını bilmiyor muyduk…Listeyi elimizle koymuş gibi biliyorduk…Listeler açıklanınca da kendimize bir pay çıkartarak” Ben nasıl listeyi bilmiştim” diye hava atardık…


Ancak bu dönemlerde bile Şanlıurfalı kamplara bölünmemiş, hep birlikte hareket etmişti…


Diyeceksiniz,ya durup dururken bu yazdıkların nereden çıktı…Günlerdir İnternet sitelerini takip ediyorum…Okuyucuların görüşleri çünkü bu sitelerde yayınlanıyor…Her kafadan bir ses çıkıyor…Öyle bir noktaya getirildi ki,12 eylül öncesi sağcı solcu meselesini bile geçtik..


Sonuçta her zaman olduğu gibi bir Belediye Başkanlığı seçimleri yapacağız…29 martta sandıklar önümüze konulacak… Bizde gidip vatandaşlık görevini yerine getirerek içimizdeki adaya ve partiye oy kullanacağız… Urfalıların ilk defa böylesine bölündüğüne ve düşman kardeşlere dönüştüğüne şahit oluyorum…İnanın kendimi bir an seçime girecek adayların yerine koydum ve şöyle düşündüm” Seçime girmeyen insanların psikolojileri bu kadar bozuluyor…Adayların şu andaki ruh halleri nasıldır…Kaldı ki seçime daha çok uzun bir süre var…


Aslında benim yazımı takip edenler, gündemi çok iyi izlediğimi bilirler…Televizyonlarda çıkan adayların değerlendirmesini hemen yapıyorum…Basın toplantılarından sonra anında izlenimlerini yazıyorum…Ancak dikkat ediyorum adaylar hep aynı şeyleri söylüyorlar.


Halen Düşünüyorum…Ben ne yazacaktım!...