Kurban Bayramında Urfa’lı Kasapın vahşeti Türkiye’de hatta Dünyada Urfa’yı rezil etti. Yayınlanan görüntülerden sonra TBMM’de Hayvan Haklarıyla ilgili Komisyon caydırıcı önlemlerin alınacağını duyurdu. Hayvanlara yapılan bu tür eziyetlerin karşılığında sadece para cezası veriliyor. Yeni düzenlemelerle Hapis cezası bile söz konusu olabilecek.
Görüntüleri dikkatlice izleyen birçok vatandaş haklı olarak şu soruyu sordu : “Peki meydana gelen buna benzer olaylarda Şanlıurfa olarak bizlerin hiç mi suçu yok?”
Elbette var..
Böyle bir görüntü her yerde Haber olarak verilir. Bu nedenle Gazeteci elbette görevini yapacaktır. Mühim olan bu görüntülerin önceden engellenmesini sağlamak.
Örneğin olay mahalinde ben bir Belediye Zabıtasını da gördüm. Acaba görevli Belediye Zabıtası Kasabın o vahşeti yapmasını engelleyemezmiydi? Diyelimki kendisini tek başına bir şey yapamıyacağını gördü ve bu nedenle sesiz kaldı. Elindeki telsizle Polis güçlerini davet edemezmiydi?
Diyelimki o Zabıta olayların bu boyuta gelmeyeceğini öngöremedi. Peki hayvana onca eziyeti veren ve bizi Dünyaya rezil eden Kasabın ruh halini birebir yaşayan çevredeki vatandaşlar birlikte hareket ederek Kasabın o vahşice girişimlerine neden engel olamadılar? Onlar bu olaya karışmak istemedi. Bir-iki vatandaş sözlü olarak tepkisini dile getirdi. Tepki koyanlar neden anında Polise ulaşmayı akıllarına getiremedi?
Hayvana yapılan o eziyet ve vahşi görüntüler karşısında hepimiz sınıfta kaldık..Büyük şehirlerde Kurban Bayramında Belediyelerin belirttiği toplu kesim merkezlerinde kurbanların kesilmesi için büyük çaba gösteriliyor. Gerçi İstanbul’da buna bu yılda uyulmadı ama Şanlıurfa bu anlamda daha kontrol altına alınabilinir bir kent. Bu durumdan acaba ders çıkarabildikmi?
Gelecek yıl buna benzer görüntülerle karşılaşmama adına Belediye, Emniyet gibi kurumlar işbirliği içersine girerek çok önceden vatandaşın nerelerde kurban kesebileceklerini belirten ciddi kurallar ortaya koymayı düşüneceklermi? Bu konuda kararlılıklarını halka hissettirebileceklermi?
Kurban Bayramı öncesi yıllardır vatandaşa hiçbir uyarıcı bilgilendirme yapılmıyor. Bu nedenle Şanlıurfa’da Kurban Bayramında her apartmanın önünde ayrı bir utanç tablosu çıkıyor. Şanlıurfa Büyükşehir pozisyonundaysa bu tür olayların önüne geçmeyi acaba kimse düşünmüyormu?
Bu konuda soruları çoğaltabiliriz..
Yıllardır Urfa’nın Türkiye gündemine kötü imajla gelmemesi adına büyük çabalar sergilenirken tabir yerindeyse delinin biri kuyuya bir taş atıyor, kırk akıllı o taşı çıkaramıyoruz. Uzun süre “Şanlıurfa” denilince Urfa dışındakilerin aklına ilk olarak hayvana yapılan o vahşet görüntüleri gelmeyecekmi?
Bu durumun Urfa’nın imajını etkilediği konusunda görüş birliğindemiyiz? Gerek yerli, gerekse yabancı turistlerin Şanlıurfa’ya gelmesinde bu tür görüntülerin Urfa’yı bir şekilde etkilendiğinin farkında değilmiyiz?
Her fırsatta Şanlıurfa’ya gelen turist sayısının azlığından şikâyet ediyoruz da turist sayısının artması için acaba biz nasıl bir çaba içersinde oluyoruz?
Sıradan bir Mardin Turizm alanında önemli hamleler yaparken biz halen Mardin Kapı şen olur şarkısı söyleyerek sözüm ona Mardin’i küçümsemeye çalışıyoruz.
Sanayide bir yere gelmemiz imkânsız. Bu nedenle tüm gücümüzü Turizme yönelik harcamamız gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda toplumun herkesimi hem fikir. Ancak biz Turizmimiz daha iyi konuma gelmesini bir tarafa bırakın bu tür görüntülerle adeta Turistlere “Kardeşim Urfa’ya gelmeyin” mesajını inceden vermiyormuyuz?
Her fırsatta emme basma tulumba gibi “Mekke, Medine ve Kudüs’den sonra tarihi ve kültürüyle Urfa dördüncü kent” diyoruz.
Gerçekten de Urfa tarihi ve kültürüyle bu konumda. Ancak bu büyük değerlerimizin ne kadar farkında olabiliyoruz?
Bu şehir bu görüntülerle Türkiye’nin gündemine gelmemeli. Bu şehir bunu hak etmiyor. Yazık oluyor..
Bu nedenle Medya dahil, bizler dahil hepimiz bu tür görüntülerden sorumluyuz. Şanlıurfa’nın imajını düzeltme adına hepimize büyük görev düşüyor.