Ömer KAPAKLI

Tarih: 12.11.2009 15:49

URFA’YA DIŞARIDAN BAKINCA…

Facebook Twitter Linked-in

Bazen olayların içinde kendinizi buluyorsunuz. Bazı şeylerin farkına da varmıyorsunuz.. Bir süre kafanızı dinleyin. Bazı gelişmeler üzerinde fikir jimnastiği yapın. Yani yaşadığınız kente olaylardan kendinizi ayıklayarak bakmaya çalışın. Nasıl bir Urfa fotoğrafıyla karşılaşıyorsunuz?

 

Güneydoğu Tv’nin İnternet Sitesinde birçok önemli yazar yazı yazıyor. Örneğin Ozan Ustaoğlu bunlardan biri. Son yazısını bilmiyorum okudunuz mu? Gerçekten ilginç tespitlerde bulunmuş. “Urfa’lının terazi Urfa’lıyı hafif tartar”sözüne farklı bir bakış açısı getirmiş. Bence üzerinde durulması ve tartışılması gereken bir konu. Acaba yıllardır bize bu sözü yedirdilermi? Gerçek ne? Tartışılacak bir konu.. Ozan Ustaoğlu’nun yazısını okuduktan sonra bize özgü bu atasözü üzerinde durulmalı.. Tartışılmalı.. Öyle karar verilmeli..

 

Urfa’ya dışarıdan bakarak bazı konuları bugün sizlerle paylaşmak istedim. Örneğin Urfagazla ilgili ne düşünüyorum: Ya da birey olarak siz vatandaşlarımız bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Evine daha önce gazı bağlatanlar elbette bu konu üzerinde fikir yürütme gereği bile duymayabilir. Ancak Apartmanında her türlü tesisatı yaptıran, abone olan, saatini bağlatan bir vatandaş acaba ne düşünüyor?

 

Benim evime doğalgaz bağlı. Bu nedenle bu konu kişisel olarak benim sorunum değil. Ancak çevremden birçok tanıdıkla konuştuğumda bu konuyu gündeme getiriyor. “Urfagaz neden tüm işlemleri biten abonelerine gaz vermiyor? Urfa’da doğalgaz firmalarına neden kan kusturuyor? “diye soru soruyorlar.

 

Meraktan Bursa’daki Bursagaz’ın İletişim Müdürünü telefonla aradım. Şanlıurfa’dan kendilerini aradığımı söyledim. Sorum şuydu : “Diyelimki ben Bursa’da yaşıyorum. Tüm işlemler bittikten sonra Bursagaz olarak evime kaç günde gazı bağlarsınız?”

 

Telefondaki görevli “En fazla 2 günde. Beyefendi biz gazı verdiğimiz anda aboneden para almaya başlıyoruz. Elbette en kısa sürede gazı vermek bizim görevimiz”dedi. Oysa Urfagaz normal şartlarda 15 günde ancak gaz bağlantısı yapıyor.

 

Peki bu konuda vatandaş tepkisini neden yükseltmiyor. Bunun iki nedeni var. Birincisi henüz havaların gayet iyi gitmesi. Yani gaz verilse de zaten kalorifer çalıştırılmayacak. İkincisi ise her konuda olduğu gibi bu konuda da haksızlığa uğrayan Urfa’lı vatandaşın “Bana ne? Bu sorunu herkes yaşıyor. Bir başkası bu konuda şikayette bulunsun”gibi ilkesiz bir duruş sergilemesinden kaynaklanıyor.

 

Yine Urfa’ya dışarıdan baktığımızda bazı kişilerin rolünü çok iyi oynadıklarını görüyorum. Geçen gün önemli bir kuruluşun yetkilisi beni ziyarete geldi. Bir konuyla ilgili bilgi aldı. Urfa dışında olduğu için konu hakkında bilgi sahibi olmadığını söyledi.

 

Bende kendisine konu hakkında ayrıntılı şekilde bilgi verdim. Bir gün sonra aynı şahsiyet gazetecilerin aynı konu hakkındaki sorusu üzerine aynen şu açıklamayı yaptı : “Bu konu hakkında hiçbir bilgim yok. Gerekli araştırmayı yapayım. Daha sonra size konu hakkında görüşlerimi açıklarım”dedi. Yani bunun adı topu bilerek taca atmak denir.

 

Bir konuyla ilgili bir başka yetkiliyle telefonda görüşüyorum. Kendisine bir konu hakkında bilgi veriyorum. Konunun hassasiyetine dikkat çekiyorum. Konuşmam bittiğinde bana söylediği şu : “Bu tür konularda çok duyarlı olduğunu biliyorum. Bence bu tür konulara kafa yormana gerek yok”

 

Topu taca atmanın bir başka yolu..

 

Urfa’ya yine dışarıdan bakmaya çalışıyorum. Örneğin Vali Nuri Okutan’la ilgili izlenimim aynen şöyle : Şanlıurfa’ya gelmiş-geçmiş en iyi Vali’lerin başında geliyor. Olağanüstü gayretli, konulara hakim, büyük bir çalışma hırsı içersinde..

 

Tek kelimeyle Şanlıurfa için büyük bir şans..

 

Vali Nuri Okutan diyelimki Urfa’da Maraton koşusu içersinde. Yolu elbette uzun. Ancak Maraton koşusu olmasına rağmen elinden, ayağından, ceketinden yani kim nereyi tutarsa oradan kendisini tutmaya, düzenli koşu yapmasını engellemeye çalışıyor.

Açıkça  görülüyor.

 

Ama o çalışma hırsından bir şey kaybetmiyor. Sadece Urfa’yı tanımakla işinin kolay olmadığının farkında..

 

Çok zor bir kentte Vali olarak görev yaptığının bilincinde.

 

Kim nereden ne çekmeye çalışırsa çalışsın Maraton koşusunda başarılı olacak. Görüntü aynen böyle..

 

Yolunu, önünü kesenlere aldırış bile etmiyor.

 

Ama o’nu en çok rahatsız eden benim kişisel tahminim üst düzeydeki çalışma arkadaşlarının çalışma temposuna ayak uyduramaması. Aslında aynı dili konuşuyorlar. Ancak konuştukları dil bazen hantallıktan, bazen karşısındakinin yeteneğinin olmayışından konuşurken birbirlerinin dillerini anlayamıyorlar.

 

Kendisi de biliyorki başarılı olabilmesi için Vali Yardımcılarından tutunda, Müdürlerine kadar, Sivil toplum örgüt liderlerinden Parti yöneticilerine kadar yani Urfa’da yaşayan ve önemli mevkide görev alan herkesin kendisi kadar olmazsa da biraz olaylara hakim olması, biraz vizyon sahibi, azıcıkda karizmatik olması gerekiyor.

 

Ama yok.

Belirtilen bu özelliklerin bir kısmını bile birçok mesai arkadaşında bulmak imkansız. Durum böyle olunca Maraton koşusu elbette kolay geçmiyor, kilometreleri sayıyor ve “Biz bu işi takım halinde başarmalıyız. Ama mevcut Takımla bunu nasıl yapacağız”gibi bir endişe içersine girdiğini düşünüyorum. Bence asıl tehlike bu.

 

Yoksa açıktan, ya da kapalı kapılar ardından kendisine yönelik yapılan girişimlerin sonuçsuz kalacağını bence kendisi de çok iyi biliyor. Kendisi asıl tehlikenin yukarıda belirtmeye çalıştığım hususlar olduğunu tahmin ediyorum.

 

Bence bu noktada Medyaya büyük görev düşüyor.

Çok uzun bir aradan sonra yetenekli, karizmatik, vizyon sahibi, olayları hemen kavrayabilen ve en önemlisi enerji dolu bir Vali bulmuşuz. Hepimize düşen görev bu Valiye destek olmak, o’nun çalışma azmini arttırma adına kimin elinden ne geliyorsa o çabayı gösterebilmesi…

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —