Ömer KAPAKLI

Tarih: 05.01.2010 12:09

SİYASET NASIL DİZAYN EDİLECEK?

Facebook Twitter Linked-in

Çok uzun bir süredir siyasi yazılar yazmıyordum. Bugün sizinle Türkiye’deki siyaseti irdelemeye çalışacağım.

 

Siyaset Türkiye’de nasıl dizayn edilecek? Bunun Şanlıurfa’ya yansıması nasıl olacak? Seçimler normal zamanında mı yapılacak? Yoksa bu yıl erken genel seçim olacakmı? Bu konular üzerinde biraz fikir jimnastiği yapalım.

 

Seçim tarihi 2011 Temmuz.. Bugün itibariyle 17 aylık bir süre var. Ancak Hükümet kaynakları bile “Seçimler zamanında olacak. Ama seçim tarihi Temmuz değilde örneğin Mart veya Nisan olabilir”diyor.

 

Yani Hükümet kaynağına göre bakarsakda seçimler 1 yıl sonra yapılacak.

O halde herkesin düşündüğü seçim tarihi üzerinde AK Parti Hükümeti de aynı şeyi düşünmüyormu? Seçimler 2012 yılı Mart veya Nisan arasında yapılacağına göre bunu 2010 Kasım ayına da almakta bir sakınca olmaz..

 

Mevcut siyasi gidişata, özellikle kurumlar arasındaki diyaloğsuzluğa baktığımızda DP Lideri Hüsamettin Cindoruk’un “Bu işin çivisi çıktı. Tek çıkar yol erken seçimdir”görüşü toplumda aslında benimsenen bir görüştür.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın elbette kafasında kesin bir tarih vardır. Ancak henüz 2010’a yeni girmişken Kasım ayında bir erken seçim düşünüyorsada neden bu tarihi şimdiden gündeme getirsin, diğer Partilerin toparlanma sürecine izin versinki.. Başbakan seçimle ilgili Nisan-Mayıs ayına kadar kesinlikle herhangi bir görüş belirtmez. Bunu yapmaması elbette Partisi adına önemli.

 

Başbakan Erdoğan’ın seçimde iki büyük avantajı olacak. Israrla “Bu benim son seçimim olacak. Ben diğerleri gibi değilim. Tüzüğümüzde de belirttiğimiz gibi istesemde bir daha AK Partiden Milletvekili adayı olamayacağım”diyecektir. Kampanyayı organize edecekler bu söz üzerinde vatandaşa önemli vurgu yapacaktır. 2002 tarihinden bu yana tek başına İktidar desteğini veren halkın en etkilenecek yumuşak karnı bu durum olacaktır. Zaten içinde Erdoğan sevgisi olan “İki kez oy verdik. Bir kez daha versek ne olur?”diyecek.. İkinci büyük koz ise Demokratik Açılım süreci olacak. Erdoğan meydanlarda “Ben terörsüz bir Türkiye, tam Demokratik bir Ülke için büyük riskler aldım. Yaşanan süreci hep beraber sizde gördünüz. Bana üçüncü kez ve daha büyük yetki verinki Başbakanlığı bıraktığımda hiç kimsenin gündeminde terör olmasın. Tam demokratik Türkiye olsun”diyecek.

Bana göre çok önemli iki seçim avantajı.

 

Yumuşak karnı ve en büyük dezavantajı ise Türkiye genelindeki işsizlik ve bunun beraberinde ekonomik krizin insanları inim-inim inletmesi.

 

Bu iki büyük sorunda elbette Başbakan Erdoğan’a oy vermeyi düşünen birçok seçmenin son anda sandıkta kararından vazgeçmesine etkili olacak iki önemli dezavantaj.

Yani iki büyük kozuna karşın iki büyük handikap.

 

Tabi seçim süreciyle birlikte ekonomik rahatlık olurmu? Bütçeden taviz verilirmi? Bunu bilemeyiz. Yerel seçimlerde Sosyal Yardımlaşmanın nasıl devreye girdiğini birebir yaşayan ve gören biri olarak bunu yazıyorum.

 

AK Parti yapılacak bu seçiminde en büyük favorisi. Bu tartışılmaz bir gerçek.

 

Ancak yazımın başlığına dönmek istiyorum. Siyaset Türkiye’de nasıl dizayn edilecek?

 

Türkiye’de İktidar olan tüm Partiler bir sonraki seçimde mevcut Milletvekillerinin en az yüzde 50’sini bir sonraki seçimde Listede göstermemişler.

 

Başbakan Erdoğan mevcut Milletvekillerinden benim kişisel tahminim Türkiye genelinde yüzde 70’ine yeniden listede yer vermeyeceğini düşünüyorum. En iyi ihtimalle yüzde 50’si zaten yok.

 

Listede yer alamayanlar CHP- MHP gibi Partilere önceden gidermi? Seçim sürecinde bunları elbette göreceğiz.

 

Lider elbette önemli. Ancak tabanı olmayan Liderin Türkiye gibi Ülkelerde işinin ne denli zor olduğunu sanırım bilmeyen yok. Başbakan Erdoğan’ın tabanı doğal olarak Milletvekillerinin kontrolünde dizayn edilmiş. Listede yer bulamayan Milletvekilleri bir başka Partiye gittiğinde bu durum Türkiye genelinde AK Partiye kaç puana mal olacak? Bunu şimdiden söyleyemeyiz. Ama süreç başladığında fotoğrafı net olarak görme imkanına sahip olacağız.

Abdullatif Şener’in Türkiye Partisi, Hüsamettin Cindoruk’un Demokrat Partisi, Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi acaba seçim ittifakı kurarmı?


Kurmaları halinde kişisel kanatim yüzde 10 Barajını bir şekilde geçer. Bu elbette AK Partiye büyük zarar verir. Demokratik süreç çerçevesinde örneğin Türkiye genelindeki yüzde 10 Barajını Erdoğan makul bir seviyeye çekermi? Avrupa standardı yüzde 3 ile 5 arasında. Türkiye barajının yüzde 5’e inmesi halinde birçok Parti için gerçekten Baraj sorunu kalmaz. Psikolojik durum ortadan kalkınca da birçok Parti beklentisinin çok üzerinde oy alabilir.

 

Tüm bunların yanı sıra şu sıralar çok kişinin gündeme getirmediği en önemli konu şu anda Şişli Belediye Başkanı olan Mustafa Sarıgül’ün durumudur. Bana göre kuracağı Parti resmileştiği gün yüzde 10 baraj sorunu olmayacak bir Parti olacaktır.

 

Geçen gün bir Gazetede şöyle bir haber vardı : “Mustafa Sarıgül Ankara’daki Parti Genel Merkez Binasını AK Parti Genel Merkez Binasını üstlenen ve mevcut konuma getiren Mimarla anlaştı”

 

Bunun anlamı şudur. Ne zaman bir Parti Ankara’nın en kıymetli yerinde bir Binaya sahip olmuşsa ve o Binayı “Akıllı bina”formatında hizmete koymuşsa o Parti ilk seçimde başarılı olmuş.

 

Mustafa Sarıgöl harekatı şu anda aslında Başbakan Erdoğan’ın da kafasının bir yerindedir. Çünkü Mustafa Sarıgül yaptığı açıklamalarla halktan büyük ilgi görmektedir.

 

Kaldıki bizzat Mustafa Sarıgül’ün Şanlıurfa dahil olmak üzere önemli il’lerde AK Partide yer almayan önemli kişileri kuracağı Partiye davet ettiğini şahsen ben yakından bilen biriyim.

 

Her il’de önemli birinin Sarıgül harekatına geçmesi zaten yüzde 10 baraj sorunun kalkması anlamındadır.

 

Sonuç olarak.

Seçimler büyük ihtimalle bu yılın Kasım ayında yapılır.

Baraj sorunu olmayan iki-üç Parti Seçim ittifakı yapar.

Sarıgül harekatı bu tarihi bildiği için Nisan ayına kadar her il’de teşkilatını tamamlayarak AK Partiye en büyük alternatif olur.

 

Başbakan Erdoğan’ın AK Partisi yine birinci Parti olur.

Ama ilk iki seçimdeki gibi açık oy oranıyla birinci Parti olması gerçekten çok zor..

 

Açık ara birinci Parti olması için yukarıda saydığım Partilerin seçim ittifakı yapamaması, MHP ve CHP’nin bariz hatalar yapması, Mustafa  Sarıgül harekatının da fiyaskoyla sonuçlanması gerekir.. Aksi halde sadece Sayın Erdoğan’ın değil aslında Türkiye’nin işi bir hayli zor gibi görünüyor.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —