Ömer Çapan

Tarih: 30.11.2025 10:53

KEŞKE DEMEMEK İÇİN ÖFKEMİZİ KONTROL ETMELİYİZ.

Facebook Twitter Linked-in

İki gün önce Haliliye İlçemize bağlı Süleymaniye mahallesinde bir şahıs küsen eşini babasının evinden getirmeye gitti. Eşinin evine dönmek istememesi üzerine eşinin kardeşleri ile yaşanan tartışma sonucu yaşları 31 ve 33 olan iki delikanlıyı pompalı tüfekle vurarak öldürdü. Geride büyük bir acı, asla kendisine dönmeyecek bir eş, intikam duygusu ile yaşayacak çocuklar, toplumsal düşmanlık ve lanet bıraktı. Kendiside ömrünün kalan kısmını geçirmek üzere cezaevine, katil olarak girdi. Çok değil eminim ki 2-3 gün sonra yaşadığı şoku altlatınca yaşayacağı pişmanlık ve ölümünden sonra "Katil" olarak vereceği hesap ile birlikte cehenneme gitme korkusu ölünceye kadar asla peşini bırakmayacaktır.

Oysa acımasızca insanları katleden, Allah'ın verdiği cana haksız yere zarar veren her insan hem dünya hem de ahiret pişmanlığı yaşamaya mahkûmdur. Nereden mi biliyoruz..? Çünkü Yüce Allah'ın bu konudaki emri çok açık: ”Bir mü’mini kasten öldürenin cezası ise, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için pek büyük bir azap hazırlamıştır." (Nisa:93)  Allah Resulü sav'de bu konudaki hadisi şeriflerinde: “Eğer semâ ve yeryüzü ehli, bir mü’minin kanını (haksız yere dökme günahına) iştirak etselerdi, Allah onların hepsini birden Cehenneme atardı.” (Tirmizî, Diyât, 8/1398) Bu ayeti kerime ve hadisi şerifler bir mü'mini kasden öldürmenin Allah katında ne kadar büyük bir vebal olduğunu ve sonucun nereye varacağını anlamamız için kâfidir sanırım.

Çoğu zaman bir anlık öfke sonucu cinayet işleyen kimselere sebebi sorulduğu zaman, kimi arazi için, kimi trafikte yol vermediği için veya yanlış Park ettiği için, kimi laf attığı için, kimi yan baktığı için, kimi küfrettiği için, kimi evinin önünde gürültü yaptıkları için, kimi eşini eve dönmeye ikna etmek için, kimi çocukları arkadaşları ile kavga ettiği için, kimi miras davası için, kimi alacak-verecek davası için, vesaire... Vesaire... İşte böylesine basit sebeplerle, azıcık sabır ve hoşgörü ile geçiştirilebilecek nedenlerle bu memlekette, Şanlıurfa'da yıllardan beridir nice canlara, nice çiçeği burnunda genç delikanlı ve kızlara silahlar doğrultuluyor, bedenler toprağa, acıları ise kapanmamak üzere anne-babaların, eş ve sevenlerinin yüreklerine gömülüyor. Rabbim sabırlar versin demekten başka birşey insan söyleyemiyor...

Ancak, Dünyevi ve uhrevi olarak Allah'a şirk koşmaktan sonra cezası en ağır olan adam öldürme fiilini işleyen ahmaklara sormak istiyorum; 


- Adam öldürmekle trafiği rahatlattın mı..?
- Sana küfredenleri öldürmekle mutlu oldun mu..?
- Adam öldürdükten sonra eşine ve çocuklarına kavuştun mu...?
- Kardeşlerini veya akrabalarını öldürünce mirası alabildin mi..?
- Adam öldürmekle alacaklarını tahsil ettin mi..?
- Yoksa gürültü yaptı diye adamı öldürüp, huzurlu ve mutlu bir hayat yaşayacağını mı sandın..?

Vallahi yok! Bunların hiç birisine cinayet işleyerek sahip olamazsın, haksız yere kan dökerek sorunları çözemezsin. Ve ebediyyen mutlu ve huzurlu olamazsın... Hem tarihte ve hem günümüzde katil'llerin asla amaçlarına ulaşamadıklarına çok şahit olduk ve oluyoruz. Kan dökerek ulaşacağın şey; ancak düşmanlık, nefret, lanet, pişmanlık, yalnızlık, gözyaşı ve hasrettir...

Üstelik haksız yere kan döken, cana kıyan ve cezaevinde yatan mahkumlardan hangisine sorarsanız sorun, hepsi bir ağızdan "Keşke öfkemi kontrol edip katil olmasaydım, yapmasaydım. O anda biraz sabırlı olsaydım. Elim kırılsaydı, dilim tutulsaydı ve gözümü kapatsaydım da haksız yere bir cana kıymasaydım. Çok pişmanım “ diyenlerin bir kısmına şahit oldum ve bir kısmını da yolu cezaevine düşen kardeşlerimizden çok duydum. Ama iş işten geçtikten, telafisi olmayan hatalar yapıldıktan sonra 'KEŞKE' lerin hiçbir faydası olmuyor. Cenabı Allah, Kur'an-ı Kerim'de ahiret manzaralarını anlatırken, cehennem ehlinin 'Keşke dünya ya bir daha gönderilseydik de iyilerden olsaydık' dediklerini ancak bunun asla mümkün olmayacağını ve günahkârların, büyük bir pişmanlıkla birlikte cehennemde azap göreceklerini bize haber veriyor.

Bu yüzden Allah'a ve ahirete iman etmiş müslümanlar olarak aklımızı başımıza alalım, atalarımızın dediği gibi 'öfke kalkıp zararla oturmayalım.' Allah'a şirk koşmaktan sonra, Allah'ın affetmediği en büyük günah/haramın adam öldürmek olduğunu bilerek dünya ve ahiretimizi yakmayalım. Sebep ne olursa olsun Allah'ın verdiği canı alma yetkisi ancak Allah'a ait olduğunu bilelim. Rabbimize verdiğimiz ahdimize sadık kalarak, sonu büyük bir hüsran olacak işler yapıp sevdiklerimizi gözü yaşlı bırakmayalım. Peygamberler şehri Şanlıurfa'da islam'ın huzur ve barış iklimini bozacak düşmanlık tohumları ekmeyelim.

“Ben gelmedim dava için Benim işim sevi için” diyen Yunus gibi sevgi ve muhabbetle birbirimizi kucaklayalım..

Selâm ve duâ ile...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —